Robotlaştırma

Sayın Ulaştırma Bakanı’nın toplantısında yanına bir robot konmuş.

İyi de robot ikide bir söze karışıp sayın Bakan’ın sinirini bozmuş.

Sayın Bakan da “Şunu düzeltin, nedir bu” diye tepki göstermiş.

Meğer, robot anlamadığı şeyleri sorarmış. Bak sen hele!

Neyse, robot yeniden formatlanmış da “özür dilemiş”. Olay da böylece kapanmış sayılmış.

Şimdi, bu olayın çok önemli olduğunu bilmek gerekiyor.

Önemli sonuçlar şunlar:

Bir, anlamadığın konuda soru sormayacaksın.

İki, anlamasan da kafanı sallayacak “Peki efendim” diyeceksin.

Üç, efendinin her sözüne, anlasan da anlamasan da itaat edeceksin.

İktidarın toplum mühendisliğinin anahtarı budur: Robotlaştırma.

Bunun için de makinelere, metal bağlantılara falan gerek yok.

Formül; ‘İnsan-Robotlar’dır.

Gel diyeceksin, gelecek.

Git diyeceksin, gidecek.

Sus diyeceksin, susacak.

Konuş diyeceksin konuşacak.

Bunu söyle diyeceksin bunu söyleyecek.

Onu söyleme diyeceksin, onu söylemeyecek.

İnsan-Robotlar.

Ama yazarken gözümün önüne bakın neler geliverdi.

AKP’li Belediye Başkanları.

İnsan-Robot olmadılar mı?

AKP teşkilatları.

Emirle gelip emirle gitmiyorlar mı?

Dilim varmıyor da, AKP milletvekilleri.

Yap denileni yapmıyorlar mı?

Yapma denileni yapıyorlar mı?

İşte ‘robotlaşma’ değil mi bu?

Robotlaşma tam da budur.

***

Neden robotlaşma derseniz?

Elbette çok nedeni var.

Çıkarını kaybetmemek.

Var olan pozisyonunu korumak.

Yetkisinden olmamak.

Güç kaynağına yakın olmak.

Güç şemsiyesinin dışına çıkmamak.

Hepsi farklı görünebilir ama sonuç aynıdır:

Elde ettiklerini kaybetmemek.

Ama bu arada,

Kişiliksiz olacakmış, olsun.

Karakter zayıflığı yaşanacakmış, aldırma.

Utanç bile duyulabilirmiş, nedenmiş o?

Ayıpmış ayıp, hadi ordan!

Bu rezaletmiş, sen kimsin lan!.

İşte, siyasetin dili böyle bozulur.

Vicdanını susturamazsan çevreni susturmaya çalışırsın.

Ama ne yapsan boşunadır.

Vicdan hiç susmaz.

Sen yaşadıkça vicdanın susmayacaktır,

Ve sen hep bağırıp duracaksın.

Kendi sesinle sarhoş olmaktan başka çaren yoktur.

***

Türk Tabipleri Birliği ile uğraşmanın nedeni odur:

Robotlaştırma isteği.

Türkiye Barolar Birliği bu yüzden hedeftedir:

Robotlaştırma.

Robot olsunlar isteniyor.

Büyük Efendi’nin robotları olsunlar.

O ne istiyorsa onu istesinler.

O ne istemiyorsa onu istemesinler.

Alaylının mektepliye hıncı.

Cehaletin bilgiye öfkesi.

Akademisyene yönelen şiddet budur.

Ama hiç sonu yok.

***

Tarih bu örneklerle yazılmış.

Bilgi cehaleti yenmiş.

Mektepli alaylının önünde yürümüş.

Akıl öfkeye egemen olmuş.

Doğru yanlışı kenara itmiş.

Haklı haksızdan hakkını almış.

Tarih hep bunu yazıyor.

Bizim tarihimiz de bunu yazacak.

Sonunda, mutlaka…

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s