Tıp Doktorları….

Wikipedia

Tanrı mesleği denmiştir.

İnsanın yaşamasına ve ölmesine karar verebilen tek meslek.

Kendi vicdanıyla baş başa kalanların mesleği.

Bir hastanın başında karar verirken, kendin, bildiklerin ve vicdanın vardır.

Ağır sorumluluk mesleği.

Tıp doktorluğu.

Anayasal meslek kuruluşu olan Türk Tabipleri Birliği.

Yerel örgütü olan Tabip Odaları.

Hepsinin temsilcisi olan Merkez Konseyi.

Yıllarca başkanlığını yaptığım şerefli meslek kuruluşum (1966-1984).

Bayrak nöbetinde yer alan başkan arkadaşlarım.

Hocamız Prof. Nusret Fişek.

Sosyal tıbbın kurucusu. Prof. Gençay Gürsoy, Prof. Özdemir Aktan.

Son başkanımız Prof. Raşit Tükel. Psikiyatri hocası.

Bu soruşturma açılınca üniversitedeki görevine son veriliyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri.

Ülkemizin yüz akı olan insanlar.

Gözaltına alınıyor.

Polis evlerinde arama yapıyor, işyerleri aranıyor.

Atılan suçları ne? Barış isteyen bir bildiri yayımlıyorlar.

Barışı isteme suçu.

Tıp doktorlarının geleneksel suçu olmalı bu.

12 Eylül faşizminde ben Barış Davası sanığı olmuştum.

Prof. Nusret Fişek idam cezasına karşı çıktığı için yargılanmıştı.

Şimdi de bugünün Merkez Konseyi suçlanıyor.

Aslında suçlanan bizler değiliz.

Suçlanan insan vicdanıdır.

Suçlanan insanlık değerleridir.

Suçlanan insan olmaktır.

Suçlanan, gerçeği söylemektir.

* * *

Hacamatçılar toplanmış, Türk Tabipleri Birliği’ni protesto etmişler.

Hacamatçılar.

Sülükçüler.

Geleneksel tıbbın kan alma yöntemleri idi.

Geleneklerde başkaları da var.

Muskacılar.

Falcılar.

Göbeğe yazı yazanlar.

Üfürükçüler.

Medyumlar.

Onlar da sıraya girerler.

Örgütlü cehalet.

Örgütlü cehalet bilim örgütlerine karşı.

Ülkenin geldiği yer burası.

Okumamış alaylı – diplomalı mektepliye karşı.

İstemezük başkaldırısı.

Rasathaneyi topa tutan anlayış.

Matbaayı “gâvur icadı” diye reddeden anlayış.

Osmanlı’yı geri bıraktırıp yıkan cehalet.

Cumhuriyet’e musallat olan aynı cehalettir.

Artık “örgütlü cehalet”tir.

Ve siyasal iktidardan güç almaktadır.

Tehlikeli bir bölünme yaşıyoruz.

Tehlike içimizdeki kamplaşmadır.

Uzlaşmaz bölünmüşlük.

Kin ve nefret birikimi.

Asıl patlamaya hazır bomba bu ayrışmadır.

Tehlike içimizdedir.

Sınır dışındaki tehlikelere karşı önlem alırsınız.

Ama içimizdeki tehlike?

Ayrışma.

Bölünme.

Kamplaşma.

Çatışmaya hazır olma.

Sonrası?

* * *

Sonrası tarihin bize gösterdiği şeydir.

Her zaman “uzlaşan akıl” “çatışan öfke”yi yenmiştir.

Her zaman savaş, sonunda barışla bitmiştir.

Her zaman doğrular, hataları düzeltmiştir.

Her zaman adalet, toplumlarda yerini almıştır.

Ama bu arada beklenmedik felaketler yaşanmıştır.

Kanlar akmış, acılar gözyaşları olmuştur.

Bu arada kentler, kasabalar yakılıp yıkılmıştır.

Bu arada nice canlar gitmiş, nice bacalar sönmüştür.

Tarih bunları göstermiştir bize.

Acaba “uzlaşan akıl” bizde de “çatışan öfke”yi yener mi?

Keşke tarih bizi yazmadan,

Biz tarihi yazabilseydik…

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s