Dünyayı Değiştiren Gün

29 Ekim 1923

29 Ekim 1923, “Dünyayı Değiştiren Gün” olmuştur.

Türkiye’de Cumhuriyet ilan edilmiştir.

O günden sonra dünya artık eski dünya olmayacaktır.

Eski dünya. “Düvel-i Muazzama”nın dünyasıdır.

Düvel-i Muazzama. En büyük devletler.

İngiltere. Fransa. İtalya. Dünyayı yönetenler.

Amerika? Henüz çok uzakta. Henüz kendi içinde.

İngiltere dünya imparatorluğunu kurmuş.

Fransa egemen.

Ama işte, yeni Türkiye, hiç akla gelmeyeni yapmış.

Bu büyük devletleri savaş meydanında yenmiş.

Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerinde yeni bir devlet kurmuş; Türkiye Cumhuriyeti.

ATATÜRK CUMHURİYETİ diyorum ben. Doğru adı bu.

Ve dünya değişmiş.

Asya’nın mazlum ülkeleri başını kaldırmış: Onlar da yeniliyor.

Afrika’nın sömürge halkları doğrulmuş: Türkler yaptı ya.

29 Ekim 1923, dünyayı değiştiren gündür.

Avrupa hayranlıkla bakıyor. Nasıl yaptılar bunu?

Yeni Türkiye, dünyayı değiştiren günü kutluyor.

Atatürk, “En Büyük Bayramdır” diyecektir.

Terle, kanla, silah sesleriyle barut kokularıyla kazanılmıştır.

Açlıkla, yoklukla, yorgunlukla kazanılmıştır.

Ama kazanılmıştır işte.

Ve artık barışa dönülecektir.

Traktörün üzerinde görülen Atatürk’ün fotoğrafı anlamlıdır:

“Memleketin geleceği tarımdır, efendisi köylüdür.”

“Sanayi ülkenin geleceğidir.”

“Her şey eğitime bağlıdır. Öğretmenler gelecek sizin ellerinizdedir.”

29 Ekim 1923. Türkiye Cumhuriyeti.

Erken diyenler olacaktır. Gözleri saraya çevrili kalanlar olacaktır. “Ama halife efendimiz var ya” diyenler olacaktır.

Kulluk özlemleri çekenler hep vardır.

Gönüllü kölelik isteyenler hep vardır.

Ama Cumhuriyet ne kul ister ne de köle.

Cumhuriyet vatandaş ister, yurtsever ister, özgür akıl ister.

Cumhuriyet 3 Mart 1924’te bunları da gerçekleştirir.

Halifelik kalkar. Laik toplum ve laik eğitim gerçekleşir.

Ortaçağ dogmasının kaldırmak istediği de bunlardır.

Özgür insan aklı, özgür insan iradesi dogmaya boyun eğmiyor.

Ne yapsanız, yalanlara inanmıyor.

Ne yapsanız, hırsızlıklarınıza gözünü kapatmıyor.

Ne yapsanız haksızlıklarınıza ortak olmuyor.

O yurtseveri kendinize kul köle yapamıyorsunuz.

Olmadı da, olmayacak da.

Ve siz kaybedeceksiniz.

Güç sandığınız kibrinizde boğulacaksınız.

Siz de göreceksiniz, biz de göreceğiz.

***

O büyük adam, o başkomutan Çankaya’da, bir köşkte yaşadı.

Saray yapabilirdi yapmadı.

Halife olabilirdi, olmadı. (Teklif de etmişlerdi.)

Bütün milletinin Atatürk’ü oldu. Toplumunu bölmedi.

Savaşla geldi, barışla gitti.

Büyüklüğünü alçakgönüllülükle yaşadı.

(Günümüzün kabarık cüceleri ondan bize batıyor.)

Ülkesinin yönünü uygarlığa çevirdi.

Aydınlanmanın evrensel değerlerini eksen yaptı.

Onun inkârcıları uygarlığın inkârcılarıdır.

İçe dönük barbarlık, dışa dönük kaypaklık.

İşte onlar “Cumhuriyet Bayramı”nı kutlamazlar, kutlayamazlar.

Cumhuriyet Bayramı bizimdir. Biz kutlarız.

Bugünler, bu yıllar ne mi?

Tarihin üstündeki kara bulutlardır.

“Geldikleri gibi giderler”…

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s