YARGICIN İKİLEMİ

4124b271-83fd-4a09-8c22-2d6b1ea3686d

Yargıç önündeki dosyayı inceliyordu. “Sanıklar suçlanamaz” diye düşündü. “Ortada suç yok”.

Ortada suç yoktu ama sanıkların ceza alması isteniyordu.

Yargıca bu istek iletilmişti.

“Ceza almaları şart. Hem de en ağır ceza”.

“En ağır ceza?”

Ne yani? Bu iki suçsuz insan, sırf “Onlar böyle istiyor” diye idam mı edileceklerdi?

İdam mı? Ne idamı?

Yargıç ürperdi.

Bunu yapamazdı. Böyle bir şeyi yapamazdı.

Ama işte “ONLAR böyle istemişti”.

ONLAR? Kimdi onlar?

Yetkililerdi. Genel müdürdü. Bakandı. En tepede olandı: “O”.

Ceza istiyorlardı. En ağırını. İdamı.

Yargıç düşünüyordu:

İstifa mı etseydi? Yapamam mı deseydi? İntihar mı etseydi?

Yoksa “ONLAR”a itaat mı etseydi?

Ortada suç yoktu ama iki suçlu da yok muydu?

Karar herkesi şaşırtmıştı.

İki sanık için idam kararı verilmişti.

Rosenberg’ler, karı-koca asılacaklardı. Asıldılar.

Elbette suçları yoktu ama “ONLAR” suçlu kabul edilmişti.

***

Hannah Arendt Kudüs’te yargılanan Adolf Eichmann duruşmasını izledi. Bu Nazi subayı milyonlarca Yahudiyi öldürülmek üzere toplama kamplarına göndermişti.

Nazi subayı pişman değildi. Yanlış yaptığını kabul etmiyordu. “Ben Reich ordusunun subayıyım. Verilen emirleri yerine getirdim” diyordu.

Hannah Arendt bu “Sıradan faşizmdir” dedi. Her sıradan insan otorite kabul ettiği kişinin ya da kişilerin emirlerine itaat ederek pek çok akıl almaz iş yapabilir.

IŞİD militanlarının insan kesmeleri, canlı bombalar böyle açıklanacaktır: Sıradan insanların otoriteye itaat etmeleri.

***

Hannah Arendt’i okuyan Stanley Milgram 1961-62 yıllarında Yale Üniversitesi’nde bir deney yaptı.

Bir odada oturan denek, önüne gelen sözcüklerin eşlerini bulacaktı. Yanlış yanıtlar verirse bir elektrik akımı ile uyarılacaktı. Verilen akım, hafiften şiddetliye kadar sıralanmış düğmelere basılarak iletiliyordu. En son düğme “ölüm” yazılı olandı. Düğmelere basacak denekler sıradan insanlardan seçilmişti. Küçük bir ücret alacaklardı. Arkada oturan beyaz gömlekli “deney yönetmeni” düğmeye basacak olana ne yapacağını söylüyordu.

Deneklerin çoğu -içlerinde kadınlar da vardı- yanlış yanıt veren deneklerin acı çektiğini, hatta kıvranıp bağırdığı hallerde bile yönetmenin “düğmeye bas” talimatına uyarak elektrik verdiler. “Ölüm” düğmesine basanlar bile oldu.
(Deneklerin bilmediği, aslında akım verilmediği idi.)

Milgram dehşet içinde kalmıştı. Bu deney, bilinenleri değiştiriyordu. Demek ki insanlar bir “OTORİTE” karşısında iradeleri felç olmuş gibi, hiç yapmayacakları şeyleri yapıyorlardı.

Deneyde itiraz edip kalkan birkaç kişi olmuştu. İşte onlar insanlığın kurtuluşunu simgeliyorlardı.

***

Ders budur:

OTORİTE istiyor diye isteneni kabul etmeyin.

AKLINIZ, otoriteden çok daha değerlidir.

VİCDANINIZ, otoriteden çok daha doğruyu gösterir.

Otoriteyi REDDEDİN:

Sosyal bir deneyin kobayı olmayı REDDEDİN:

DOĞRUDAN, HAKLIDAN YANA OLUN

Otorite, silinip gidecektir…

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s