GERÇEĞİN ÖZGÜRLÜĞÜ

art-birds-conceptual-freedom-kid-make-art-not-war-Favim.com-86044

Can Dündar ile Erdem Gül’ün özgür olması aslında gerçeğin özgür olmasıdır.

Onların özgür olmalarına ülkede duyulan büyük sevinç, tanıdık tanımadık herkesin ‘gerçeğin dostları’ olmasından kaynaklanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin bu kararından hoşnut olmayanlar da vardır. Onlar da gerçeğin ortaya çıkmasını istemeyenlerdir.

Ama ne çare ki, gerçekler sonsuza dek gizlenemez.

Daha gizlendiği sanılan nice gerçek ortaya çıkacak, onu gizleyenlerin suçlarını yüzlerine vuracaktır.

‘Her şey bitti, artık yapılacak bir şey kalmadı’ sananlar yanılmaktadır. Hiç bir şey bitmedi. Hiç bir şey olduğu yerde kalmaz. Dünya her gün, her saat dönmektedir. Yaşam her dakika değişmektedir.

Yalanlar bir süre gerçekleri örter ama bu süre bir yerde sona erer ve gerçekler pırıl pırıl ortaya çıkar.

Yaygara orada sona ermiştir.

* **
Özgürlük hapiste olup olmamak değildir.

Nice insan hapiste özgür yaşamıştır.

Nice insan dışarda tutsak olmuştur.

Düşünceleri tutsak, iradeleri tutsak nice insan dışarda gezmekte, dahası yetki verilmiş yerlerde oturmakta, kararlar almakta, emirler vermektedir.

Böyle insanların egemen olduğu yerde gerçekler de özgür olamazlar. Onlar da gizlenir, üstleri örtülür, tutuklanırlar.

Asıl özgürlük, insanın bilinçli sorumluluğudur.

İnsanı özgür kılan, bilinçli sorumluluğuna sahip olmasıdır.

Antoine De Saint Exupéry ‘İnsanın mutluluğu özgürlükte değiş, fakat sorumluluğun kabulündedir’ der.

İşte bu sorumluluk gerçekleri ortaya koyarken bundan rahatsız olanların da tepkisini çeker. Bu tepki yetkili kişilerin elinde tehlikeli bir duruma dönüşür. Burada gene devreye sorumluluk girecektir.

Gazetecinin sorumluluğu yerini yargıcın sorumluluğuna bırakır.

Yargıç emirle mi karar verecektir, yoksa kendi vicdanı ve önündeki dosya ile mi? Bu da yargıcın sorumluluğudur.

Yargıç özgür müdür yoksa tutsak mıdır?

O da kendi kararının sorumluluğunu taşıyacaktır.

Vatandaş özgür müdür, tutsak mıdır?

Vatandaş kendi sorumluluğuna sahip çıktığı ölçüde özgürdür, aksi halde o da kendi hapisanesinin tutsağıdır.

Bakınız Doğan Kuban ne diyor?:

‘ Biz cehaletin olanak verdiği bir yalan dünyasında yaşıyoruz. Söylendiği zaman kimsenin reddedemiyeceği insanlık ve ahlak dışı, fakat sorumluların ve aydınların sözünü etmedikleri sayısız olgu var. Söz edildiği zaman ise bunun dile getirilmesinden, yorumundan korkan kör, sağır ve dilsiz bir adam türü yarattı yaşadığımız dünya.

Bütün bunları seyrederek politik yaşamlarını sürdürenler ahlaklı mıdır? Yasadışı mıdır? Çaresiz midir? Bütün bunlara ve daha binlercesine tanık olup sesi çıkmayan gazete sayfalarını dolduran laf ebeleri ahlaklı mıdır? Çaresiz midir? Ekonomik denetimsizliğin ve yasasızlığın hesabını tutmaktan kaçınan ya da tutamayan allameler sorumlu mudur? Çaresiz midir? Ahlaksız mıdır?’
( Doğan Kuban- Türkiye’nin Bağımsızlık Savaşı- Cumhuriyet Kitapları- 2010)

İnsanın özgürlüğü ve sorumluluğu içiçe.

Can Dündar’la Erdem Gül’le bizim tutsaklığımız da kalktı.

Hoş geldin ‘gerçeklik’.

Hoş geldin ‘sorumluluk’.

Daha çok yolumuz var. Hep beraber yürüyeceğimiz yol.

Gene beraber yürüyeceğimiz gerçeğin yolu…

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s